3 Idıots filmini izlemiş miydin? Ben birkaç kere izledim. İlk
izlediğimde o kadar sevmiştim ki ertesi gün tekrar izledim hatta. :)
En sevdiğim diyaloglardan biri de şudur:
"-...sen de onu sevmiyordun.
-Neden sevmiyormuşum?
-Onu gördüğünde rüzgar şarkı söylüyor mu? Şalın ağır çekimde uçuşuyor mu? Ay gözünde büyüyor mu?
-Bu dediklerin filmlerde olur, gerçekte değil!"
-Gerçek hayatta da olur; bir insanı sevdiğinde, bir dümbeleği değil."
"-...sen de onu sevmiyordun.
-Neden sevmiyormuşum?
-Onu gördüğünde rüzgar şarkı söylüyor mu? Şalın ağır çekimde uçuşuyor mu? Ay gözünde büyüyor mu?
-Bu dediklerin filmlerde olur, gerçekte değil!"
-Gerçek hayatta da olur; bir insanı sevdiğinde, bir dümbeleği değil."
Şimdi soracaksın. Bu sıralar yeniden mi izledin, diye. İzlemedim
aslında. Ama bugün yaşadığım bir şey yüzünden aklıma geldi. Bunu yalnızca sana anlatacağım. :)
Her zamanki gibi dersimden çıkmış paşa paşa evime
yollanmıştım. Evime giden kaldırımın kenarında ağaçlar vardır. Şu aralar yeşil
ve fasulye tipli şeyler sarkıyor dallarından çok tatlılar. Bu fasulyelerin
aşağı çok eğildiği yerlerde ben başımı eğiyordum ve böylece bir uyum içerisinde
mutlu mesut yaşıyorduk. Ben hep yaptığım gibi kulaklığımı takmış güzel bir
müzik açmıştım.
Sonra bir süredir beni çok heyecanlandıran bir ses duydum. Yani
kulaklığımdan duydum. Harika bir şarkı ve harika bir erkek sesi. Adını
söylemeyeceğim :P Ama bilmeni isterim ki o ses senin değildi. (Merak etme senin
sesini de duyunca ayrı dünyalara giderim ben :) Ayrıca bu hikayede sen de
varsın ^^) Bu adam aslında dünyanın en güzel sesli adamı değil kabul ediyorum. Ama
bana çok etkileyici geliyor sesi ne yapabilirim? :) Kalbimin midemin oralarda
bir yerlerde hızla çarpmasına neden oluyor. Neredeyse kanatlarım çıkacakmış
gibi hissediyorum. Hayat daha güzel ve yaşanası oluyor.
Ve işte tam o an 3 Idıiots filmi gerçek oldu!
Sesini duyar duymaz ilginç bir rüzgar esti ve kaldırımın
kenarındaki fasulyeli ağaçlar dans etmeye başladı. Bugün şal takmamıştım ama
saçlarımı açık bırakmıştım. Onlar ağır çekimde dalgalanmaya başladılar. Gündüz vakti
Ay’ı göremesem bile güneş daha bir parlak kuşlar böcekler daha bir sevimli
göründüler gözlerime. Aşık olmuştum o sese. Ve o güzel duyguyla şarkımı dinlemeye devam ettim.
Tam bir romantizm değil mi?
Aslında benim hayatım daha çok romantik-komedi gibidir.
Tüm bunlar olurken içimde çok büyük bir heyecan hissettim. Dans
eden fasulyelerin yanından geçmek için kaldırımdan aşağıya yöneldim. Ancak ayağımı
daha basamadan yeri öptüm. :) Ne olduğunu anlayamadan caddeye düşmüştüm. Neyse ki
hiç araba gelmiyordu. Bir anlık şokla olduğum yere oturup etrafıma bakındığımı
hatırlıyorum. Bir yerlerimin acıyıp acımadığından emin olmak istedim sanırım. Ama
hemen sonra caddede olduğumu hatırlayıp oradan kalkmaya çabaladım. İnanır mısın
kimse de yardım etmedi.
Bence insanlar, aşık olan diğer insanlar yere düştüklerinde
yardım etmelidir! ^.^
Kalktığımda dinlediğim şarkı da bitmişti. Böylelikle iyice
kendime geldim. Acıyan dizlerimi ve
ellerimi görmezden gelmek için çok güzel bir şarkı açtım.
“Wow Fantastic Baby!”ler eşliğinde yoluma devam ettim. Big
Bang’in iyileştirici gücünü keşfedip Tıp alanına büyük bir hediye sunmuş
olmanın mutluluğuyla evime vardım sonunda da. ^^
Big Bang bir idea adeta :)
Şimdi şu sesiyle aşk yaşadığım adamın kim olduğunu tahmin et
bakalım! :P
Bir de merak ediyorum da… Acaba sen hiç böyle bir deneyim
yaşadın mı? Hiç atkın falan uçuştu mu aşık olunca? Ay gözlerinde büyüdü mü?
Rüzgar şarkı söyledi mi :)
Sevgiler...
Prenses.
Sevgiler...
Prenses.
0 yorum:
Yorum Gönder